
Eski bir yazı...
Daha önce bahsetmiş olduğum ameliyatımı bugün oldum. Bu yazıyı da hastaneden yazıyorum sizlere. 24 yıllık hayatımın 3. ameliyatını olarak bir sağlık sorununu daha atlatmış oldum. Şimdi sizlere gün boyu neler yaşadım onları aktaracağım.
Dün yapılan kontrollerden sonra bugün ameliyat olmama karar verilmişti. Ne kadar hala kulağımda sorun var desem de doktorun ‘psikolojiktir o’ cevabı ile kulağımın da bir psikolojisi olduğunu öğrenmiş oldum. Dün çok stresli olup tüm gece uyuyamasam da sabah hastaneye gelirken çok rahattım. Saat 8.30 da burada olun denilmesine rağmen geldiğimde en son ben ameliyat olacağımı öğrenince en azından 2-3 saat uyurum diye düşündüm. Fırsat bu fırsat ağrısız sızısız biraz uyurum diye yatmışken durmadan içeri girip çıkan hemşireler ve hasta bakıcılar yüzünden uyuyamadım adam gibi.
Zaman gelmişti artık. Saat 11:05. İçeriye giren bir hasta bakıcı, sürüklediği bir sedye, kafama zorla taktığı bir bone ve ben. Usulca sedyeye uzanırken bir anda hasta bakıcının beni çarşafa sarması ile ilk kez kefen duygusuna kapıldım. Ne kadar renk tutmasa da çarşaf çarşaftı. Çarşaf sonrası ameliyathaneye varmıştım artık. Hastabakıcımın bir odada beni bırakması ile kendimi kurbanlık koyun olarak hissettim. Yanımda iki hasta daha vardı. Bir tanesi yaşlı bir teyze idi. Anladığım kadarıyla göz ameliyatı olacaktı. Diğeri de göz ameliyatı olacaktı ama o benimle birlikte gelmişti. Yani önce teyzeyi beklemek zorundaydı.
Takılan serumlardan sonra beklemeye başlamıştım. Herkes tanıdık olduğu için gelen gidenin laf atmalarına maruz kalırken yandaki amca ‘Ben ölücem’ mırıldanmalarına başladı. Hemşirenin ‘Aman amca daha kaç yaşındasın ki öleceksin’ sorusuna amca 89 cevabı verince bende gayri ihtiyari ‘Baya da varmış’ tepkisini verdim. Tabi hemşire’de beni bir güzel kalaylayarak tepkisini belirtmiş oldu. Sonrasında ise amcaya dört kez ‘hangi gözünden ameliyat olacaksın’ sorusu sorulmuş hepsinden de ‘Süleymanlar köyündenim’ cevabı alınmıştı.
Gerçek zaman gelmişti. Ameliyathaneye alındım. Masaya yatırıldığımda anestezi uzmanı şirin doktorun adının Meryem olmasından mı yoksa masaya çarmağa gerer gibi bağlamalarından mı bilinmez o anda ben kendimi Hz. Yaşar, doktorumu ise Papa I. Sıtkı olarak görüyordum. Etrafımda ise 3 Huri, 1 tanede Nuri kategorisine giren Fahrettin abi vardı. Tek üzüntüm benim Hurilerin eski kadrodan olmasından ötürüsü hepsinin de en az 25 yıllık SSK’lı oluşuydu.
Makineler çalışmaya başladı. Seruma enjekte edilen beyaz bir sıvı. Hemşire’nin tansiyonumu ölçmeye başlaması ve anestezi uzmanının gülümseyişi. Ve son sözlerim. ‘Her hafta rakının külfetini çekeceğime, ayda bir narkoz yesem iyidir’ Tabi oradan sonrası yok bende. Neler oldu kim bilir. Gözlerimi açtığımda ise çenemde inanılmaz bir ağrı ve narkozun etkisi.
En başta da belirttiğim gibi bir dertten daha kurtulmuş oldum. Doktorum Op. Dr. Sıtkı Çetin’e, Anestezi uzmanı şirin doktoruma, Ameliyathanede görevli Cihat ve Fahrettin Abilere, Hastanemizin yıllanmış şarabı çaycı Abdurrahman Amca’ya, kısacası emeği geçen herkese teşekkür ederim. En azından beklediğim kadar zorlu bir ameliyat olmadı. Her şeyden önemlisi de ikinci ameliyata kalmadım.
Daha önce bahsetmiş olduğum ameliyatımı bugün oldum. Bu yazıyı da hastaneden yazıyorum sizlere. 24 yıllık hayatımın 3. ameliyatını olarak bir sağlık sorununu daha atlatmış oldum. Şimdi sizlere gün boyu neler yaşadım onları aktaracağım.
Dün yapılan kontrollerden sonra bugün ameliyat olmama karar verilmişti. Ne kadar hala kulağımda sorun var desem de doktorun ‘psikolojiktir o’ cevabı ile kulağımın da bir psikolojisi olduğunu öğrenmiş oldum. Dün çok stresli olup tüm gece uyuyamasam da sabah hastaneye gelirken çok rahattım. Saat 8.30 da burada olun denilmesine rağmen geldiğimde en son ben ameliyat olacağımı öğrenince en azından 2-3 saat uyurum diye düşündüm. Fırsat bu fırsat ağrısız sızısız biraz uyurum diye yatmışken durmadan içeri girip çıkan hemşireler ve hasta bakıcılar yüzünden uyuyamadım adam gibi.
Zaman gelmişti artık. Saat 11:05. İçeriye giren bir hasta bakıcı, sürüklediği bir sedye, kafama zorla taktığı bir bone ve ben. Usulca sedyeye uzanırken bir anda hasta bakıcının beni çarşafa sarması ile ilk kez kefen duygusuna kapıldım. Ne kadar renk tutmasa da çarşaf çarşaftı. Çarşaf sonrası ameliyathaneye varmıştım artık. Hastabakıcımın bir odada beni bırakması ile kendimi kurbanlık koyun olarak hissettim. Yanımda iki hasta daha vardı. Bir tanesi yaşlı bir teyze idi. Anladığım kadarıyla göz ameliyatı olacaktı. Diğeri de göz ameliyatı olacaktı ama o benimle birlikte gelmişti. Yani önce teyzeyi beklemek zorundaydı.
Takılan serumlardan sonra beklemeye başlamıştım. Herkes tanıdık olduğu için gelen gidenin laf atmalarına maruz kalırken yandaki amca ‘Ben ölücem’ mırıldanmalarına başladı. Hemşirenin ‘Aman amca daha kaç yaşındasın ki öleceksin’ sorusuna amca 89 cevabı verince bende gayri ihtiyari ‘Baya da varmış’ tepkisini verdim. Tabi hemşire’de beni bir güzel kalaylayarak tepkisini belirtmiş oldu. Sonrasında ise amcaya dört kez ‘hangi gözünden ameliyat olacaksın’ sorusu sorulmuş hepsinden de ‘Süleymanlar köyündenim’ cevabı alınmıştı.
Gerçek zaman gelmişti. Ameliyathaneye alındım. Masaya yatırıldığımda anestezi uzmanı şirin doktorun adının Meryem olmasından mı yoksa masaya çarmağa gerer gibi bağlamalarından mı bilinmez o anda ben kendimi Hz. Yaşar, doktorumu ise Papa I. Sıtkı olarak görüyordum. Etrafımda ise 3 Huri, 1 tanede Nuri kategorisine giren Fahrettin abi vardı. Tek üzüntüm benim Hurilerin eski kadrodan olmasından ötürüsü hepsinin de en az 25 yıllık SSK’lı oluşuydu.
Makineler çalışmaya başladı. Seruma enjekte edilen beyaz bir sıvı. Hemşire’nin tansiyonumu ölçmeye başlaması ve anestezi uzmanının gülümseyişi. Ve son sözlerim. ‘Her hafta rakının külfetini çekeceğime, ayda bir narkoz yesem iyidir’ Tabi oradan sonrası yok bende. Neler oldu kim bilir. Gözlerimi açtığımda ise çenemde inanılmaz bir ağrı ve narkozun etkisi.
En başta da belirttiğim gibi bir dertten daha kurtulmuş oldum. Doktorum Op. Dr. Sıtkı Çetin’e, Anestezi uzmanı şirin doktoruma, Ameliyathanede görevli Cihat ve Fahrettin Abilere, Hastanemizin yıllanmış şarabı çaycı Abdurrahman Amca’ya, kısacası emeği geçen herkese teşekkür ederim. En azından beklediğim kadar zorlu bir ameliyat olmadı. Her şeyden önemlisi de ikinci ameliyata kalmadım.




