<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-5182936511216965206</id><updated>2011-07-30T09:21:52.968-07:00</updated><category term='Bozuk Psikoloji'/><category term='Tavuk Psikolojisi'/><category term='Tavuk'/><category term='Bozuk Psikoloji Denemeleri'/><title type='text'>Yyk ile Gereksiz Yazılar</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://yykacmaz.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5182936511216965206/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yykacmaz.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Yyk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05908191847878417126</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_0Q6fqvKyBH4/SunOS91eroI/AAAAAAAAAAM/xFqfYaDBEbU/S220/s08.JPG'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>8</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5182936511216965206.post-5684952563808384824</id><published>2009-12-13T21:03:00.000-08:00</published><updated>2009-12-13T21:06:55.979-08:00</updated><title type='text'>Hz. Yaşar Vs. Papa I. Sıtkı</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_0Q6fqvKyBH4/SyXHz5PWP7I/AAAAAAAAAB8/URS7769vlwc/s1600-h/11567rf8tk8.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; DISPLAY: block; HEIGHT: 223px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5414953821335338930" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_0Q6fqvKyBH4/SyXHz5PWP7I/AAAAAAAAAB8/URS7769vlwc/s320/11567rf8tk8.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Eski bir yazı...&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;Daha önce bahsetmiş olduğum ameliyatımı bugün oldum. Bu yazıyı da hastaneden yazıyorum sizlere. 24 yıllık hayatımın 3. ameliyatını olarak bir sağlık sorununu daha atlatmış oldum. Şimdi sizlere gün boyu neler yaşadım onları aktaracağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dün yapılan kontrollerden sonra bugün ameliyat olmama karar verilmişti. Ne kadar hala kulağımda sorun var desem de doktorun ‘psikolojiktir o’ cevabı ile kulağımın da bir psikolojisi olduğunu öğrenmiş oldum. Dün çok stresli olup tüm gece uyuyamasam da sabah hastaneye gelirken çok rahattım. Saat 8.30 da burada olun denilmesine rağmen geldiğimde en son ben ameliyat olacağımı öğrenince en azından 2-3 saat uyurum diye düşündüm. Fırsat bu fırsat ağrısız sızısız biraz uyurum diye yatmışken durmadan içeri girip çıkan hemşireler ve hasta bakıcılar yüzünden uyuyamadım adam gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaman gelmişti artık. Saat 11:05. İçeriye giren bir hasta bakıcı, sürüklediği bir sedye, kafama zorla taktığı bir bone ve ben. Usulca sedyeye uzanırken bir anda hasta bakıcının beni çarşafa sarması ile ilk kez kefen duygusuna kapıldım. Ne kadar renk tutmasa da çarşaf çarşaftı. Çarşaf sonrası ameliyathaneye varmıştım artık. Hastabakıcımın bir odada beni bırakması ile kendimi kurbanlık koyun olarak hissettim. Yanımda iki hasta daha vardı. Bir tanesi yaşlı bir teyze idi. Anladığım kadarıyla göz ameliyatı olacaktı. Diğeri de göz ameliyatı olacaktı ama o benimle birlikte gelmişti. Yani önce teyzeyi beklemek zorundaydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Takılan serumlardan sonra beklemeye başlamıştım. Herkes tanıdık olduğu için gelen gidenin laf atmalarına maruz kalırken yandaki amca ‘Ben ölücem’ mırıldanmalarına başladı. Hemşirenin ‘Aman amca daha kaç yaşındasın ki öleceksin’ sorusuna amca 89 cevabı verince bende gayri ihtiyari ‘Baya da varmış’ tepkisini verdim. Tabi hemşire’de beni bir güzel kalaylayarak tepkisini belirtmiş oldu. Sonrasında ise amcaya dört kez ‘hangi gözünden ameliyat olacaksın’ sorusu sorulmuş hepsinden de ‘Süleymanlar köyündenim’ cevabı alınmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçek zaman gelmişti. Ameliyathaneye alındım. Masaya yatırıldığımda anestezi uzmanı şirin doktorun adının Meryem olmasından mı yoksa masaya çarmağa gerer gibi bağlamalarından mı bilinmez o anda ben kendimi Hz. Yaşar, doktorumu ise Papa I. Sıtkı olarak görüyordum. Etrafımda ise 3 Huri, 1 tanede Nuri kategorisine giren Fahrettin abi vardı. Tek üzüntüm benim Hurilerin eski kadrodan olmasından ötürüsü hepsinin de en az 25 yıllık SSK’lı oluşuydu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Makineler çalışmaya başladı. Seruma enjekte edilen beyaz bir sıvı. Hemşire’nin tansiyonumu ölçmeye başlaması ve anestezi uzmanının gülümseyişi. Ve son sözlerim. ‘Her hafta rakının külfetini çekeceğime, ayda bir narkoz yesem iyidir’ Tabi oradan sonrası yok bende. Neler oldu kim bilir. Gözlerimi açtığımda ise çenemde inanılmaz bir ağrı ve narkozun etkisi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En başta da belirttiğim gibi bir dertten daha kurtulmuş oldum. Doktorum Op. Dr. Sıtkı Çetin’e, Anestezi uzmanı şirin doktoruma, Ameliyathanede görevli Cihat ve Fahrettin Abilere, Hastanemizin yıllanmış şarabı çaycı Abdurrahman Amca’ya, kısacası emeği geçen herkese teşekkür ederim. En azından beklediğim kadar zorlu bir ameliyat olmadı. Her şeyden önemlisi de ikinci ameliyata kalmadım.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5182936511216965206-5684952563808384824?l=yykacmaz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yykacmaz.blogspot.com/feeds/5684952563808384824/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yykacmaz.blogspot.com/2009/12/hz-yasar-vs-papa-i-stk.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5182936511216965206/posts/default/5684952563808384824'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5182936511216965206/posts/default/5684952563808384824'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yykacmaz.blogspot.com/2009/12/hz-yasar-vs-papa-i-stk.html' title='Hz. Yaşar Vs. Papa I. Sıtkı'/><author><name>Yyk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05908191847878417126</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_0Q6fqvKyBH4/SunOS91eroI/AAAAAAAAAAM/xFqfYaDBEbU/S220/s08.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_0Q6fqvKyBH4/SyXHz5PWP7I/AAAAAAAAAB8/URS7769vlwc/s72-c/11567rf8tk8.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5182936511216965206.post-4970621598857795776</id><published>2009-12-13T20:56:00.000-08:00</published><updated>2009-12-13T20:58:10.452-08:00</updated><title type='text'>Çılgın İş Fikirleri-2 (Domuz Çiftliği)</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_0Q6fqvKyBH4/SyXF2ABuCJI/AAAAAAAAAB0/_l7MTky5D48/s1600-h/1131782018domuz.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; DISPLAY: block; HEIGHT: 254px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5414951658493708434" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_0Q6fqvKyBH4/SyXF2ABuCJI/AAAAAAAAAB0/_l7MTky5D48/s320/1131782018domuz.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Domuz Gribi salgını başlamadan çok önce yazılmış bir yazıdır&lt;/em&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her şey çadırların üstünden geçen domuz sürüsünü görmemle başladı. Bir yandan ezdikleri çadırlardan ötürü küfür yerlerken benim çılgın iş fikirim olacakları akıllarından bile geçmezdi elbette. Çadırları onarmaya çalışırken ‘kesmek lazım lan bunları’ diye söylenen arkadaşlarımın da bu fikirlerimde katkısı var elbette.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hemen size iş fikrimi açıklayayım. Domuz Çiftliği! Birçoğunuzdan ‘ıyyy’ diye bir tepki geldiğinin farkındayım ama ön yargılı davranmayın önce dinleyin fikirlerimi. Ben bildiğiniz gibi Alanya’da yaşıyorum. Daha doğrusu Alanya doğumluyum. Alanya’nın bir turizm merkezi olduğunu bilmeyeniniz yoktur. Dolayısı ile en büyük kazanç kaynağı da turizm. Bu hayvancıkları kimler yer dolayısı ile de Alanya bu konuda en uygun pazar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öncelikle bu hayvancıklardan bahsedeyim sizlere. Normal etin kilosu kaça bilmem ama araştırdığım dönemde kırmızı etin kilosu 12-13 YTL civarlarındaydı ve %5-6 kemik payı vardı. Tavuk eti ise 5-6 YTL iken kemik payı %4-5 civarındaydı. Aynı araştırmayı üretici ülke fiyatlarına göre baktığımda domuz etinin fiyatı 3-4 YTL arası değişirken kemik payıda %3-4’lerde. Dolayısı ise diğer etlere göre çok daha avantajlı tabi yersen. Tabi bunları biz değil turistler yiyecek. En azından sevenlerde yiyebilir.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Projemde ilk etapta bir üretim çiftliği kurma fikri var. Alanya’da kurulacak bir çiftlikle yapılacak üretimden yeterince domuz elde edilebilir. En büyük sorun ise bürokrasi. Normal bir tesiste bulunması gereken özelliklerinden çok daha fazlası isteniyor tesislerde. Birçok ıvır-zıvır evrak ve tesis. Bunlar yapılabilecek şeyler elbette. Böyle bir kazançtan yararlanmak istiyorsan yapacaksın bunları. Diğer bir sorun ise Alanya halkının tepkisi. Aslında pek umursamadığım bir sorun. Alanya bunu kaldıramaz diyenleri duydum ve tek cevap verdim onlara. O kadar Alanya’da insan alkol satarak kazanıyor da parasını ben turistlere domuz eti sattığımda mı günah olacak. Çokta önemli değil insanların tepkileri. Emek vererek kazanıyorsun paranı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tesis fikrine geri dönelim. Tesiste kesimi yaptıktan sonra tabi ki bunun paketlenmesi var. Üstünde domuz etidir yazan ambalajlardan sonra kim ne diyebilir ki. Tabi ki bununla da bitmiyor her şey. Alanya hariç tüm Antalya’daki otellere ulaşacak bir pazarlama ağı ve Alanya gibi turistin çok yaşadığı bir bölgede açılacak şarküteri. Buda yetmez tabi ki Gayri Müslim kesimin çoğunlukta olduğu İstanbul’da örneğin Nişantaşı’na da bir şarküteri gerekli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Domuz çiftliği fikrim bunlardan ibaret. Maliyet hesabı yapmadım ama yapılırsa çok büyük kazançlar elde edilebileceğine inandığım bir iş. Umarım birileri yapmadan ben başarabilirim. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5182936511216965206-4970621598857795776?l=yykacmaz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yykacmaz.blogspot.com/feeds/4970621598857795776/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yykacmaz.blogspot.com/2009/12/clgn-is-fikirleri-2-domuz-ciftligi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5182936511216965206/posts/default/4970621598857795776'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5182936511216965206/posts/default/4970621598857795776'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yykacmaz.blogspot.com/2009/12/clgn-is-fikirleri-2-domuz-ciftligi.html' title='Çılgın İş Fikirleri-2 (Domuz Çiftliği)'/><author><name>Yyk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05908191847878417126</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_0Q6fqvKyBH4/SunOS91eroI/AAAAAAAAAAM/xFqfYaDBEbU/S220/s08.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_0Q6fqvKyBH4/SyXF2ABuCJI/AAAAAAAAAB0/_l7MTky5D48/s72-c/1131782018domuz.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5182936511216965206.post-2473103554561697130</id><published>2009-12-13T20:52:00.000-08:00</published><updated>2009-12-13T20:54:38.687-08:00</updated><title type='text'>Çılgın İş Fikirleri-1 (Erkekler İçin Zıbın)</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Yine tuhaf karşılayacağınız bir bölümle karşınızdayım. Bu yeni açtığım bölümde sizlerle biraz Zihni Sinir vari biraz gerçeğe yakın iş fikirlerimi paylaşmak istiyorum. İş fikirlerine yapmış olacağınız önerilerle katkı sağlarsanız beni mutlu etmiş olursunuz. İşte ilk iş fikrim…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beni tanıyanlar birkaç gündür bu iş fikri üzerinde yoğunlaştığımı bilirler. Aslında her şey sevgili ev arkadaşım Gökhan’ın belinden aşağı doğru inen rüzgarı hissetmesiyle başladı. İtiraf etmeliyim ki bu işin fikir babası kendisidir. Size işin detaylarını anlatmadan önce öncelikle zıbının ne demek olduğunu anlatayım sizlere.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zıbın kelimesini Ekşi Sözlük’te arattığımda karşıma çıkan ilk cümle ‘bebeklere iç çamaşırı olarak giydirilen uzun kollu giysi’ idi. Fakat olayın bu kadar basit olmadığını hepimiz biliyoruz. Aslında zıbın kelimesini açıklarken gençler arasındaki ismini söylemeden açıklayamayacağımı fark ettim. Zıbın namı değer ‘Alttan Çıtçıtlı’. Yani erkeklerin illallah ettiği, o kıyafetler yüzünden sabahlara kadar küfür ettiği kısacası yuva yıkan bir buluş. Yine Ekşi Sözlüğün yorumuna göre genelde küçük il veya ilçelerde yaşan kızların kullandığı, büyük şehirlerdeki kızlar bu şehirlere geldiğinde baskı ile giydirilen bir çeşit bekaret kemeri. Bu sözlerimden sonra çok kötü bir şeymiş gibi algılayabilirsiniz bu kıyafeti fakat aslında tek amacı masumca açılan bellerden girecek rüzgarı engellemesi. Kısacası alt ile üstün tek parça olduğu bir kıyafet.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kadar açıklamadan sonra sizlere iş fikrimi sunayım. Erkekler için zıbın yani alttan çıtçıtlı. Tabi ki olayı salt düşündüğünüz zaman hele ki olaya romantizmi kattığımızda pek hoş değil. Ortada mevcut türk kası ile duran bir erkek. Üstünde tek parça bir zıbın J pek hoş bir görüntü değil farkındayım. Ayrıca görüntüyü gözünüzün önüne getirdiğinizde ne kadar sorunla karışlaşabileceğini de farkındayım o erkeğin. Ondan ötürü mevcut zıbına ekstra ilaveler ekleyerek iş fikrimi geliştirmeye karar verdim. Önce dinleyin daha sonra tekrar düşünün nasıl olacağını. İşte iş fikrimi geliştirmek için bazı öneriler;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- Erkeklerin yaptığı ayrıca bir yazı konusu olan bir icatları vardır. Erkek tuvaletleri için pisuvar. Tabi ki altta zıbın olan bir erkek, delikanlılık gösterisi yaparak yanaştığı pisuvar da işini göremez. Dolayısı ile benim pisuvarlık ismini verdiğim fermuar vari bir yeri açma fikrini iş fikrime ilave ediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2- Türk erkeğinin büyük çoğunluğu kaslıdır. Buna genelde türk kası desek de sonuçta kas kastır. Tabi bu kaslar genelde large hatta xlarge ebatlarındaki kıyafetlere giremezler. Bu fikirlerden yola çıkarak üreteceğimiz zıbınların xxl hatta daha büyüklerini üretme fikrini de iş fikrimize ekledik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3- Tabi ki gereğinden fazla türk kasına sahip olan erkekler içinde tek önerimiz ebat büyütmek değil. Ebat ne kadar büyük olsa da alttan çıtçıtı kapatmak ve açmak bir o kadar zor olacaktır. Ondan ötürü yandan çıtçıtlı ya da daha uzun alt kısım oluşturarak bacaktan çıtçıtlı versiyonlarında yapılması ayrı bir fikir olarak sunulabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4- Tek renk zıbın üretilemeyeceği gibi tek çeşitte zıbın üretilemez. Slip sevenlerle, boxer sevenlere özgü de farklı farklı çeşitler üretilebilir. Hatta daha da olayı geliştirip üstü atlet ya da fanilyalı ürünlerde üretilebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5- Madem değişik versiyonlarını geliştirdik elde bulunan mevcut iç çamaşırlarının zayii olmaması içinde bir çare bulmamız gerekir. Eldeki mevcudu kullanmamıza yarayacak bir aparat ile kendi zıbınımızı da oluşturabiliriz. Tabi ki o aparatta iş fikrimiz dahilinde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İş fikrimi ve iş fikrime ait geliştirme önerilerimin bir kısmını sizlerle paylaştım. Ne dersiniz sizce yeni bir girişimcilik fikri değil mi?&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5182936511216965206-2473103554561697130?l=yykacmaz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yykacmaz.blogspot.com/feeds/2473103554561697130/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yykacmaz.blogspot.com/2009/12/clgn-is-fikirleri-1-erkekler-icin-zbn.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5182936511216965206/posts/default/2473103554561697130'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5182936511216965206/posts/default/2473103554561697130'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yykacmaz.blogspot.com/2009/12/clgn-is-fikirleri-1-erkekler-icin-zbn.html' title='Çılgın İş Fikirleri-1 (Erkekler İçin Zıbın)'/><author><name>Yyk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05908191847878417126</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_0Q6fqvKyBH4/SunOS91eroI/AAAAAAAAAAM/xFqfYaDBEbU/S220/s08.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5182936511216965206.post-132050671842517013</id><published>2009-12-13T20:48:00.001-08:00</published><updated>2009-12-13T20:50:28.629-08:00</updated><title type='text'>Bak Şu Allah’ın İşine</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_0Q6fqvKyBH4/SyXDspYlc_I/AAAAAAAAABs/gav3w4naKc8/s1600-h/ve_200608041450021-300x197.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 300px; DISPLAY: block; HEIGHT: 197px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5414949298773521394" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_0Q6fqvKyBH4/SyXDspYlc_I/AAAAAAAAABs/gav3w4naKc8/s320/ve_200608041450021-300x197.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Cam, çoğunlukla saydam ya da yarı saydam halde kullanılan ve genellikle sert, kırılgan ve sıvıların muhafazasına imkan veren inorganik malzeme. Antik çağlardan beri gerek inşaat, gerekse süs eşyalarında camdan yararlanılmaktadır. Günümüzde halen en basit araç gereçlerden iletişime ve uzay teknolojilerine kadar çok yaygın bir kullanım alanı vardır. Cam ani soğutulmuş alkali ve toprak alkali metal oksitleriyle, diğer bazı metal oksitlerin çözülmesinden oluşan akışkan bir malzeme olup ana maddesi silisyumdur. Cam amorf yapısını koruyarak katılaşır. Üretim sırasında hızlı soğuma nedeniyle kristal yapı yerine amorf yapı oluşur. Bu yapı cama sağlamlık ve saydamlık özelliğini kazandırır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabi ki bu bilgileri kendi kafamdan yazmadım. Ne kadar yazabilecek olan manyak arkadaşlarım olsa da ben bu bilgileri Vikipedi’den çalmayı tercih ettim ki zaten çoğu da gereksiz bilgilerdi. Fakat yukarıdaki gereksiz bilgileri iyi okuyan arkadaşlar bir şeye dikkat etmişlerdir. Cam kırılabilen bir maddedir ve az önce ‘bak şu Allah’ın işine’ dedirten olaydan da anladım ki cam sıcağa pek dayanıklı bir madde değilmiş. Şimdi konuyu toparlamak gereği duyduğumdan bu olaydan çıkarmam gereken bilgileri sizinle paylaşacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Cam kırılgan bir maddedir&lt;br /&gt;2. Cam kırılgan bir madde olduğu gibi durduk yere de kırılmaz&lt;br /&gt;3. Cam kırılgan bir madde olduğu gibi sıcağa karşı hassas da bir maddedir&lt;br /&gt;4. Cam sıcağa karşı hassas olsa da durduk yere hassasiyet yapmaz, o kadar duygusal değildir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç olarak yukarıdaki bilgilerle anlatmış olduğum olayı birleştirdiğimizde öğrenmemiz gereken şey şudur ki; yumurta tavasını cam sehpa masaya koyarsan cam kırılır. Bundan sonuçla yumurta tavalarını cam sehpaya koymamalı mümkünse de sabahın beşinde yemek yememeliyiz.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5182936511216965206-132050671842517013?l=yykacmaz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yykacmaz.blogspot.com/feeds/132050671842517013/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yykacmaz.blogspot.com/2009/12/bak-su-allahn-isine.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5182936511216965206/posts/default/132050671842517013'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5182936511216965206/posts/default/132050671842517013'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yykacmaz.blogspot.com/2009/12/bak-su-allahn-isine.html' title='Bak Şu Allah’ın İşine'/><author><name>Yyk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05908191847878417126</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_0Q6fqvKyBH4/SunOS91eroI/AAAAAAAAAAM/xFqfYaDBEbU/S220/s08.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_0Q6fqvKyBH4/SyXDspYlc_I/AAAAAAAAABs/gav3w4naKc8/s72-c/ve_200608041450021-300x197.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5182936511216965206.post-8049965571791708539</id><published>2009-12-13T20:39:00.000-08:00</published><updated>2009-12-13T20:47:53.617-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bozuk Psikoloji Denemeleri'/><title type='text'>Bozuk Psikoloji Denemeleri-4 (Bozuk Dizi Psikolojisi)</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_0Q6fqvKyBH4/SyXC-jD7nuI/AAAAAAAAABk/WvLQhM-CKL4/s1600-h/televizyon-300x282.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 300px; DISPLAY: block; HEIGHT: 282px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5414948506802298594" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_0Q6fqvKyBH4/SyXC-jD7nuI/AAAAAAAAABk/WvLQhM-CKL4/s320/televizyon-300x282.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;Dün akşam bir arkadaşımla konuşurken ne yaptığını sordum. Televizyon izliyorum cevabını alınca hangi programı izlediğini de sordum doğal olarak. ‘Yemekteyiz’ programını izliyorum deyince bir anda o programın sınava çalışırken psikolojimi nasıl bozduğunu düşündüm. Ders çalışırken televizyon izleyen ev arkadaşım o programı açmış ve televizyonda yumuşak pardon kibar bir adam elinde su bardağı olarak kullanılan fakat asli görevi şarap kadehi olan bardağı tutmuş bağırıyordu. ‘Suyum nerede benim!!! Suyum nerede!!!’. Bir an aklıma yazın kuraklık geçen Ankara halkı gelse de sesin geldiği tarafa bakınca ‘Yemekteyiz’ programı olduğunu gördüm. Tek tepki verdim tabi ‘Kapat şunu’.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu hatıramı arkadaşımla paylaştıktan sonra bence diziler hakkında da bir şeyler yazmalısın dediğinde aklıma ilk olarak bu denemeyi yazmak geldi. Bakalım memleketimde yayınlanan diziler nasıl insanların psikolojilerini bozuyormuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eskiden ne güzel dizilerimiz vardı değil mi? Süper Baba, Bizimkiler… Aklıma ilk gelen bunları mesela. Ama dizilerin psikolojileri bozması bunlarla başlamadı. Daha eskilere dayanıyordu. İlk önceleri Dallas vardı memleketimde. Kimin eli kimin cebinde anlamadığımız hikayelerle tüm aile yapısını bozmaya başlamışlardı. Yine tarihi bir dizi olan yalan rüzgarı vardı ki onu anlatmıyorum bile. Her şey yalandı.&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Öncelikle dizilerin memleketim insanı üstündeki etkilerini anlatacağım. Önceliği erkeklere veriyorum çünkü erkek psikolojisini son zamanlarda en çok etkileyen etken diziler ve filmler. İlk olarak Deliyürek’le başladı her şey. Uzun boylu karizmatik bir yağız Türk delikanlısı olan Kenan İmirzalıoğlu’nun Yusuf Miroğlu karakterini canlandırdığı dizi aslında mafya ilişkilerini anlatmak üzere yazılmıştı. Ama filmin konusundan çok Miroğlu karakteri bozdu psikolojileri. Erkekler o giyiyor diye yazın bile uzun palto ile dolaştılar bir dönem ki hemen ardından başlayan Kurtlar Vadisi daha çok etkiledi erkekleri. Polat Alemdar karakteri sayesinde memleketim gençleri çocukluktan mafya vari bakışlara sahip oldular. Eskiden Kenan Doğulu dinleyen gençler artık aynı şarkıcıdan kurşun adres sormaz ki yi dinlenemeye başladılar. Nedenini anlamadığım şekilde bir Asiye sevdası başladı ki o bambaşka bozdu psikolojileri. Allaha şükür ‘Issız Adam’ yayınlandı da son günlerde erkekler mafyalıktan hovardalığa döner oldular.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu bozuk psikolojiyle erkekler devam ederken tabi ki kadınlarda durmuyordu yerlerinde. İlk önce Bir İstanbul Masalı daha sonrada Yaprak Dökümü tüm ilişkileri bozdu kadınların. Orada görülen aşklar gerçekmiş gibi erkeklerden beklentiye girerken kadınlar erkeklerin mafya vari gülüm kokulu davranışları iyice gıcık etti onları. En son ‘Issız Adam’ furyası kadınları da vurdu. Hovardalığa yeltenen erkeklere önlem olarak her erkeğe bozuk bir psikoloji ile yaklaşmaya başladılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu erkek-kadın ayrımından sonra çocukların, gençlerin ve yaşlıların psikolojilerini ayrı ayrı bozan dizilerde vardı memleketimde. Son zamanlarda Selena sayesinde kendini büyücü zanneden çocuklar Hepsi grubunun çekmiş olduğu dizi ile iyice yoldan çıktılar. Hele ki küçük kardeşim ve arkadaşlarına baktığımda iyice etkilerini görebiliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gençlere gelince son zamanlarda Kavak Yelleri yayınlanıyor ki eski güzel aşklar yerine çarpık ilişkiler furyasına katılır oldu gençler. Kim kimle beraber olursa serbest ve normal artık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son olarak yaşlıların psikolojisini bozan bir programa gelmek istiyorum. Sinan Çetin’in sunmuş olduğu ve şu anda yayınlanmayan Film Gibi isimli program sayesinde ne zaman eve gelsem ağlayan bir topluluk görüyordum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dizilerin ve filmlerin memleketim psikolojisini nasıl bozduğunu anlatmaya çalıştım. Biraz uzun oldu ama umarım sıkılmazsınız.&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5182936511216965206-8049965571791708539?l=yykacmaz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yykacmaz.blogspot.com/feeds/8049965571791708539/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yykacmaz.blogspot.com/2009/12/bozuk-psikoloji-denemeleri-4-bozuk-dizi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5182936511216965206/posts/default/8049965571791708539'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5182936511216965206/posts/default/8049965571791708539'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yykacmaz.blogspot.com/2009/12/bozuk-psikoloji-denemeleri-4-bozuk-dizi.html' title='Bozuk Psikoloji Denemeleri-4 (Bozuk Dizi Psikolojisi)'/><author><name>Yyk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05908191847878417126</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_0Q6fqvKyBH4/SunOS91eroI/AAAAAAAAAAM/xFqfYaDBEbU/S220/s08.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_0Q6fqvKyBH4/SyXC-jD7nuI/AAAAAAAAABk/WvLQhM-CKL4/s72-c/televizyon-300x282.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5182936511216965206.post-7963982092092683830</id><published>2009-12-13T20:32:00.000-08:00</published><updated>2009-12-13T20:36:07.885-08:00</updated><title type='text'>Bozuk Psikoloji Denemeleri-3 (Bozuk Para Psikolojisi)</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_0Q6fqvKyBH4/SyXAhfVbczI/AAAAAAAAABc/JOgcWY6Rg2U/s1600-h/bozuk_para_resim.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; DISPLAY: block; HEIGHT: 240px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5414945808562484018" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_0Q6fqvKyBH4/SyXAhfVbczI/AAAAAAAAABc/JOgcWY6Rg2U/s320/bozuk_para_resim.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Yeni yıl ile birlikte yeni paralarımıza da kavuştuk. Tam zamanını hatırlamıyorum fakat birkaç yıl önce geçiş yaptığımız yeni sıfırsız YTL’lerimizin ardından şimdi de yeni sıfırsız TL’lerimiz hayatımıza girdi. Yeni paralarda Avrupa vari bir hava olmasının ardından dikkatimi çeken şey yeni 10 TL’nin üstünde bulunan Mustafa Kemal’e Tayyip Erdoğan bıyığının konulmuş olmasıydı. Ne diyelim teğet geçen (!) krizin ardından umarım ülkemiz yeni paralarıyla mutlu olur. Aslında bu yazımda anlatmak istediğim yeni çıkan paralar değil cebimizde sürekli sıkıntı yaratan ama olmadığında da kıvır kıvır aradığımız bozuk paralar. Bakalım biz bozuk paraların psikolojilerini anlayabilecek miyiz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Milattan önce 700’lü yıllarda Lidyalıların ticarette takas amacı ile üretmiş olduğu paraların günümüzde ne durumda olduğunu hepimiz biliyoruz. Yeni gıcır gıcır kağıt paraların tarihi ne kadar eskidir bilemem ama dünyanın en eski para metaryali madeni olan paralar olduğu bir gerçektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eskiden çok değerli şimdi ise önemsiz hale gelen madeni paraların psikolojileri ise gün geçtikçe bozulmaktadır. Önceleri altın, gümüş gibi değerli madenlerden yapılan bu paralar günümüzde demir, gümüş gibi madenlerden yapılmaktadır. Bu başlı başına psikoloji bozacak bir olaydır. Bunun dışında bu paraların maddi anlamda değer yitirmesi de eklenince olaya, bak sen paradaki psikolojiye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Bu bozuk psikoloji ile bırakmış olduğumuz bozuk paraların farklı amaçlarla kullanılması da başlı başına bir psikoloji bozulma sebebidir. Özellikle yazı-tura atarak iyice rencide edilen bu paralar ‘Ne yapacağım bunları’ gibi söylemlerle iyice değersiz kılınmaktadır. Biz bu ayıpları işlerken bozuk paralara karşı, onların bize sağladığı faydaları hep unutmuşuzdur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında yalnız bırakılan bu paracıklar kötü gün dostudur. Cepte para kalmadığında açtığımız kumbaramızdan çıkan paralarla yaptıklarımızı düşündüğümüzde bana hak vereceksinizdir. Tabi ki sadece bu işe de yaramaz bozuk paralar. Okul kantininin açılış saatlerinde cebinizdeki 50 TL’yi uzatmanız ve karşılığında aldığınız ‘Bozuk ver kardeşim’ cevabı bize onları değerlerini daha açık şekilde anlarız. Sadece okul kantininde mi? Otobüste uzatacağınız 50 TL’nin size küfür olarak geri dönmesini istemiyorsanız da bozuk paralara ihtiyacınız olur. Ayrıca farklı faydaları da vardır bu paraların. Kantinde önünüzde duran güzel bir kızın bozuk parası yoksa cebinizdeki metelikler size o kızla tanışma fırsatı da sunar. ‘Buradan alabilirsiniz’ şeklinde uzattığınız paraya verilen mahcup bir bakış belki de geleceğinizi etkileyebilir. İleride çocuğunuza bozuk para ismini vermeyeceğiniz bir gerçek ama yine de o çocukların doğma vesilesi olabilecek bozuk paraların değeri de unutulmamalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her geçen gün değer kaybeden bozuk paraların bozulan psikolojilerini biraz anlatmaya çalıştım. Kendimi bozuk paraların yerine koyarak söyleyebilirim ki bazen insan bu bozuk paralara da ihtiyaç duyabilir. Kim bilir belki bizim içinde hayırlı bir fayda sağlar bu paracıklar.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5182936511216965206-7963982092092683830?l=yykacmaz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yykacmaz.blogspot.com/feeds/7963982092092683830/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yykacmaz.blogspot.com/2009/12/bozuk-psikoloji-denemeleri-3-bozuk-para.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5182936511216965206/posts/default/7963982092092683830'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5182936511216965206/posts/default/7963982092092683830'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yykacmaz.blogspot.com/2009/12/bozuk-psikoloji-denemeleri-3-bozuk-para.html' title='Bozuk Psikoloji Denemeleri-3 (Bozuk Para Psikolojisi)'/><author><name>Yyk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05908191847878417126</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_0Q6fqvKyBH4/SunOS91eroI/AAAAAAAAAAM/xFqfYaDBEbU/S220/s08.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_0Q6fqvKyBH4/SyXAhfVbczI/AAAAAAAAABc/JOgcWY6Rg2U/s72-c/bozuk_para_resim.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5182936511216965206.post-2545013620375644771</id><published>2009-10-31T14:30:00.000-07:00</published><updated>2009-10-31T14:35:24.341-07:00</updated><title type='text'>Bozuk Psikoloji Denemeleri-2 (Bozuk Kadın Psikolojisi)</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_0Q6fqvKyBH4/Suytf7HjV_I/AAAAAAAAABQ/f2oZjXQStKc/s1600-h/deli.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5398880817267300338" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 249px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_0Q6fqvKyBH4/Suytf7HjV_I/AAAAAAAAABQ/f2oZjXQStKc/s320/deli.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bozuk psikolojiler üzerine yazılan denemelerin önemli bir kısmını kadınların oluşturacağı bir gerçektir. Dünyadan camdan sonra en kırılgan varlıkların kadınlar olduğunu bilmek bozuk kadın psikolojisini bu diziye koymamda etkili oldu. Bundan önceki yazımda olduğu gibi kendimi onlar yerine koyma fikri heteroseksüel olduğumu düşündüğümde pek hoş gelmedi. Bu yazımda biraz farklı bir dille konuyu sizlerle paylaşacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında her şey ‘Erkek adamın erkek oğlu olur’ söylemiyle başladı. Daha anne karnında psikolojisi bozulmaya başlayan bebecikler doktorun ultrason sonucu ‘Kızınız olacak’ söylemine verilen ‘Ehh sağlıklı doğsun’ söylemiyle daha da bunalmışlardı. Daha sonra dünyaya dişi olarak gözlerini açan bebecikler erkeklerden her zaman farklı olduğunu hissetmişlerdir. Erkeklere daha doğumlarından birkaç yıl geçmeden düğünler yapılırken kızların sokakta oynamalarına dahi izin verilmemiştir. İşin acı yanı daha kadın olduklarını bile bilmemeleridir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha sonra okul dönemi başlar. Erkekler top denilen bir meşin yuvarlağın ardından koşarken kızlar ip atlamak denilen sıkıcı oyunla geçiştirmek zorundadır günlerini. Ve büyümeye başlarlar. Daha ortaokul yıllarında erkeklerin bakışları hatta attıkları laflarla bunalır çocuklar. Ve ilk aşklarını yaşayacak mutlaka bir erkek çıkar karşılarına. Genelde ilk aşklar asıl psikolojilerinin bozulma sebepleridir. Erkek için kısa süreli bir hovardalık, sinemada bir öpücük sıradan iken bu vaka kızların psikolojilerinin bozulma sebebidir. Ve ortaya gerçekten bozuk psikolojili kadınlar çıkar. Hele ki yaşananlar daha ileriyse ‘Bundan sonra kimse girmeyecek hayatıma’ denilen saçma söylemler ortaya konulmaya başlar. Yeni birisi çıkıncaya kadar bu söylemler devam ederken artık çocuklar büyümüş ergenliklerinin son dönemlerini yaşamaya başlamışlardır. Artık üniversitededirler. Büyüdüklerini sanan bu küçük kadınlar farklı bir ortam farklı bir kültür farklı bir duygu ile girerler okullarına. Ağabeylerinden ablalarından gördükleri entelektüel ortamlara girme çabası ile derslerini boşlayan küçük kadınlar derslerin kötüye gitmesiyle daha da bozuk bir psikolojiye sahip olurlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve o an gelmiştir. Hayatlarına giren en doğru sandıkları kişiyle evlenme durumuna gelmişlerdir. Asıl psikolojilerinin bozulma sebeplerinin nedeni karşılarındadır. En başlarda mutlu başlayan evlilik daha sonralar daha çok psikolojik sorunlara neden olur. Kadın izlemek istediği izdivaç programlarının yerini erkeklerin izlediği Kurtlar Vadisi hafta sonları da maçlar almıştır. Tüm gün evde yemek, temizlik gibi meşgalelerle zaman öldüren kadınlara erkeklerin yaptığı onu giyme bunu giyme ya da onla görüşme bunla görüşme tipindeki söylemler baskı unsuru olmuştur. Asıl sorun ise çocuk doğduktan sonra başlamıştır. Eskiden öğlene kadar süren uykular artık geceleri bölünmekte ya da sabah erken kalkmalar başlamaktadır. Tabi bu arada erkek işe gidip gelmekte kadın ondan haber alamayınca iyice bozuk bir psikolojiye sahip olmaktadır. Erkeklerin işe gidip gelmesi demişken erkeklerin yapacağı hovardalıklara da hazırlıklı olmalıdırlar. Haydar Dümen’in dediği gibi erkeklerin kontrol edemediği parmak kadar bir organları vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve en sonrası. Menepoza girme sürecindeki bir kadının artık Rahşan Ecevit kıvamına gelmesiyle psikolojisi iyice bozulur. Hele ki erkeğin ben şehir dışındayım sen annenin yanına git söylemlerinin başlamaları son noktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bundan sonrasını hepimiz biliyoruz. Unuttuğum ya da atladığım birçok konu olduğunu biliyorum. Ana sonuç olarak kadınlar camdan sonra dünyanın en kırılgan varlıklarıdır. Bundan ötürü bozuk bir psikolojiye sahiplerdir. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5182936511216965206-2545013620375644771?l=yykacmaz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yykacmaz.blogspot.com/feeds/2545013620375644771/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yykacmaz.blogspot.com/2009/10/bozuk-psikoloji-denemeleri-2-bozuk-kadn.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5182936511216965206/posts/default/2545013620375644771'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5182936511216965206/posts/default/2545013620375644771'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yykacmaz.blogspot.com/2009/10/bozuk-psikoloji-denemeleri-2-bozuk-kadn.html' title='Bozuk Psikoloji Denemeleri-2 (Bozuk Kadın Psikolojisi)'/><author><name>Yyk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05908191847878417126</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_0Q6fqvKyBH4/SunOS91eroI/AAAAAAAAAAM/xFqfYaDBEbU/S220/s08.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_0Q6fqvKyBH4/Suytf7HjV_I/AAAAAAAAABQ/f2oZjXQStKc/s72-c/deli.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5182936511216965206.post-2872335451620928736</id><published>2009-10-29T17:22:00.000-07:00</published><updated>2009-10-29T17:41:46.855-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bozuk Psikoloji'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bozuk Psikoloji Denemeleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tavuk Psikolojisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tavuk'/><title type='text'>Bozuk Psikoloji Denemeleri-1 (Bozuk Tavuk Psikolojisi)</title><content type='html'>&lt;div align="left"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_0Q6fqvKyBH4/SuozFxd9BgI/AAAAAAAAABI/go1ibOw0fEM/s1600-h/4678pismis_tavuk1.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5398183277628294658" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 306px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_0Q6fqvKyBH4/SuozFxd9BgI/AAAAAAAAABI/go1ibOw0fEM/s320/4678pismis_tavuk1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Her şey fabrikaya gelen yaşlı bir amca ile başladı. Akü parçaları üreten bir fabrikanın kapısına dayanıp ‘Acilen 10 tane akü lazım’ diyen birisine doğal olarak yöneltilen ‘Ne yapacaksın amca o kadar aküyü?’ sorusunun cevabı tamamen bu denemeleri yazmamda etkili oldu. Biz aküleri alabileceği yeri söylesek de tavuk çiftliği sahibi olan amca eğer 10 tane aküyü yetiştiremezse tavukların strese gireceğini bundan ötürüde tavukların psikolojilerinin bozulacağını öne sürüyordu. İlk andaki doğal tepkiler ‘nasıl yani?’ şeklinde olsa da amcanın anlattıklarıyla bir anda kendimi tavukların yerine koydum. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Karanlık bir odaya hapsedilen zavallı civcivler doğdukları günden beri gün yüzü görememişlerdi. Karanlık odada kişi başına santimetre kareler düşse de onlar asli görevleri olan yem yeme ve gıdaklama işine usulen devam ediyorlardı. Daha gözlerini dünyaya yeni açmışken yaşayabileceği aşkları teğet geçerek yumurtlama işine soyunan tavuklar büyük bir işçi ruhuyla gayret gösteriyorlardı. Fakat gün geçtikçe psikolojileri de bozuluyordu. Akülerin kullandığı bir sistemle karanlık bir odada iki saate bir ışıkların hafifçe kısılıp hafifçe açılmasıyla yavrucağızlar bir anda gece olduğunu sanıp yumurtluyorlar iki saat sonrada ışıkların gelmesiyle tekrar gün ışığına kavuşuyorlardı. Yapmış olduğum akülerin başka bir canlının psikolojisini bozacağını daha önceden aklımın ucundan bile geçirmezken yöntemin bu kadar etkili olacağını bilmezdim. Bu yöntem ile kırk beş gün gibi kısa sürede ele avuca gelecek boyutlara ulaşan civcivler daha ergenlik çağına yeni ulaşmışken tamamen inisiyatifleri dışında tavuk fabrikalarına satılıyorlardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ardından kendisini acı sonun beklediğini bilerek yuvalarından üzgün ayrılan yavrucağızlar gittikleri tavuk kesim fabrikalarında cellat vari kasap ve makinelerin yardımıyla kelleri gövdelerinden ayrılıyor fakat öldükten sonra bile gün yüzü göremiyorlardı. İlk önce tüyleri dökülsün diye sıcak suya tüpsüz dalış yapmak zorunda olan bozuk psikolojili ölü tavuklar daha sonra paketlenmek üzere kanat but demeden ayrılıyorlar fakat çektikleri ızdırap bununla da bitmiyordu. Paketleme esnasında bir pakete üç tane kanat, üç tane but konulduğundan ötürü kolları ile bacakları dahi yan yana gelemeden hak yoluna kavuşan rahmetlileri bekleyen acı son bununla da bitmiyordu. Bu noktaya kadar psikolojileri bir hayli bozulan tavukcağızlar daha sonra sahipleri tarafından satın alınarak buzdolabına hapsediliyor orada da yeterince süre unutulduklarından daha çok bozuluyorlardı. İşin en acı yanı da bu kadar psikolojisiyle oynanan tavukların son kullanma tarihlerinin geçtiğini bilemeyen insanların o bozuk psikolojili tavukları yiyerek zehirlenmesi ve daha sonra bozuk tavukların bozulmuş psikolojilerini anlamadan arkalarından küfür etmeleriydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gün yüzü göremeden rahmete kavuşan tavukların acı hikayesini düşündükçe evrim teorisine inanmayan birisi olarak tavukların yerine koyuyorum kendimi. Acaba yaşlı amcaya aküleri alabileceği yeri söyleyerek tavukların psikolojilerinin bozulmasına mani mi oldum neden mi oldum ne dersiniz?&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5182936511216965206-2872335451620928736?l=yykacmaz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yykacmaz.blogspot.com/feeds/2872335451620928736/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yykacmaz.blogspot.com/2009/10/bozuk-psikoloji-denemeleri-1-bozuk.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5182936511216965206/posts/default/2872335451620928736'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5182936511216965206/posts/default/2872335451620928736'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yykacmaz.blogspot.com/2009/10/bozuk-psikoloji-denemeleri-1-bozuk.html' title='Bozuk Psikoloji Denemeleri-1 (Bozuk Tavuk Psikolojisi)'/><author><name>Yyk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05908191847878417126</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_0Q6fqvKyBH4/SunOS91eroI/AAAAAAAAAAM/xFqfYaDBEbU/S220/s08.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_0Q6fqvKyBH4/SuozFxd9BgI/AAAAAAAAABI/go1ibOw0fEM/s72-c/4678pismis_tavuk1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry></feed>
